belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2009 Pazar

Rabbit Fever























Ian Denyer
2006
***

Resimde görülen seks oyuncağı hakkında bir mocumentary. Neden mi çekmişler. Bu dünya'ya yakın olmayanlar için söylüyorum: Kadınlar bu cihazı çok seviyormuş. Yanlarından eksik etmiyorlarmış. Ya ben, ya o! Diyen erkek arkadaşlarına; "O canım, o! Hadi bakiim" diyorlarmış. Rabbit'in yaptıkları tarif edilemezmiş. 
Erkek'lerin çok da favori olmadığı bu çağda Rabbit'i olanlara bol orgazmlar, olmayanlara da bol şans dilerim... 

Redacted













Redacted
Brian De Palma
2007
****

İşte bu film çok çok önemli. Çünkü bu film belgeselmiş gibi çekilen bir fiction. Woody Allen "Zelig" buna çok güzel bir örnektir. Fakat burada bir fark var. Hikaye gerçek. Brian De Palma filmi hem yazmış hem de yönetmiş. Yapmaya çalıştığı şey bence bir yaniliktir. Hem de çok önemli bir yenilik.  
Irak'ın Samarra şehrindeki bir kontrol noktasındaki Amerikan askerleri 15 yaşında bir Iraklı kıza tecavüz ettikten sonra kızı yakarak öldürürler. Ayrıca ailesini de kurşuna dizerler. Ardından olay medya'da büyür, askerler basit cezalar alarak kurtulurlar. Yani neymiş, suçu işleyen her zaman ceza almazmış. Ceza almak için güçsüz tarafta olmak gerekirmiş. 
Peki biri bu konuda bir belgesel çekerek insanların yüzüne bu gerçeği vurmak isterse ne yapar? Gider ve uslu uslu belgeleri bulup bir filmde sıralar değil mi? Değil. Brian De Palma etkiyi arttırmak için, sinemanın tüm silahlarını kullanabilmek için gerçek görüntülerin ve belgelerin tıpkısını film için yeniden yaratmış. Gerçeği sinema yolu ile eğip bükmüş ve DAHA GERÇEK hale getirmiş. Peki neden? Neden gerçekten daha gerçek bir şeye ihtiyacımız olsun ki?
Çünkü 21. yy da insanoğlunun dünyayı algılama yolu kitlesel iletişim araçlarından geçer. Bu iletişim araçlarının dilini öğrendik ve artık gerçek olan bu dildir. Sinema, TV, Reklam ve interaktif dünya bizimle konuşuyor ve biri bize birşey anlatmak isterse bu kanallardan birine mesajını koyup sesi en sonuna kadar açıp mesajı bize göndermeli, aksi halde anlamayacağız.
Bence Brian De Palma, Amerikalılar ile onların dilinden konuşmuş ve gerçeğin aynasını yüzlerine tutmuş. 
Belgesel sinemada bir yenilik yapmış. Kutlarız efendim...

29 Ocak 2009 Perşembe

Religulous























Larry Charles
2008
****

Larry Charles yönetmiş. Kimdir? "Borat", "Curb Your Enthusiasm", "Seinfeld" gibi işlerin yapımcılığını yapmış. Bu belgeseldeki komedi unsuru da buradan mı geliyor yoksa dinin kendisinden mi bilemiyorum. Bill Maher yazmış ve sunuyor. Kimdir? Kendi TV programlarını yapan bir yazar diyelim. Ağzı laf yapıyor, gençliğinde stand up yapmış. Bunları bir araya getirince ciddi olamayan bir belgesel ortaya çıkıyor. 
Peki ciddi olması gerekiyor mu? Hayır. Zaten din ile ilgili ciddiye alınacak bir taraf var ise o da icadından bu yana insanlara savaşarak birbirlerini öldürmeyi öğretmesidir ve biz dini ciddiye almayı bırakmazsak bu iş sürüp gidecek. 
Bir düşünün, hiç ateismin düşmanı olduğu için bir müslümanı öldüren ateist gördünüz mü? Veya bilimi engelliyor diye bir gen mühendisinin bir rahibi bıçakladığını? Ben görmedim. Ancak tersi çokça oluyor. Bu düşünceye dindarlar şöyle karşılık verirler: Din adına öldürenler dindar değildir, cahildir. Onların aksiyonunu dine yamamayın. Peki, nasıl oluyor da o kadar ateist arasından (Amerika'da oran %16) bir tek cahil çıkmıyor? Acaba ateistlerin hepsi akıllı olabilir mi? Bilemiyoruz.
Bizim belgeselimizin ana fikri de bu. Bilmediğimizi itiraf edip, yalanlara inanmayı bırakalım. Hoşuma giden yönü kendini çokça ciddiye almaması ve her zaman gördüğümüz sadece hristiyanlığı eleştiren belgeseller yerine tüm dinleri karşısına alıp dalga geçmesi. İlk kez bir belgeselde "kişisel inançlara saygı" ilkesinin dışına çıkılıp, basbayağı alay ediliyor. Hem de müslümanın'dan, mormon'una, marihuana'ya tapandan, papa'ya kadar hepsiyle. 
Bir tarafım, keşke daha bilimsel ve ispat dolu olsaydı derken, diğer tarafım, manyak mısın ne gerek var, çok güzel olmuş içimin yağları son derece eridi. Öyle başa böyle tarak! Diyor... Aman kaçırmayın derim, IF İstanbul'da oynuyor...